Tarsus-Ankara-Tarsus
Bu sefer arayı fazla açmıştım elde olmayan sebeplerden dolayı. Cuma gecesi otobüse bindim. Yıllardır yolda yarım saat bile uyuyamazdım ama artık mola yerlerinde bile uyanmıyorum:) Sabah Ankara'ya vardığımda her zamanki gibi Dikmen'de indim. Hava gayet iyiydi. Yolumu sırf eskiden oturduğum yeri ve evimi görmek için uzattım. Gariptir boşalttığım ev halen boştu. Sabahın çok erken saatleri ve haftasonu olduğu için yollar da boştu. Kuş cıvıltıları eşliğinde abimlere doğru yürüdüm. Abimlere vardıktan sonra azcık dinlendim ve arkadaşla buluşmak içeri çıktım hemen. Sabahın erken saatlerinde programım başlamıştı :) Daha sonra abimlere geçtim tekrar onlarla hasret giderdim... öğleden sonra kendimizi Kızılaya attık.
Azcık gezdik azcık oturduk dolandık. Sonra eski günleri hatırlamak için Kurtuluş Parkı'na gittik. Herşey geçen sene bıraktığım gibiydi. Zaten ne değişebilir ki... :)
Akşam olunca da arkadaşlarla beraber verelim coşkuyu dedik ve çok kişiden adını duyduğum fakat bir türlü gitmek nasip olmayan Mangalcıya gittik. Ortam, muhabbet çok iyiydi. Yanında da rakı iyi gitti :) Görev adamı Arif üstadımızı mangalın başına oturttuk:) Sözde fasıl vardı ama nedense 3-5 şarkı söyleyip programı bitirdiler. Sonra kendimizi zorla Serkan'ın evine davet ettirdik. Ve o daracık balkonda 7 kişi oturmayı becerdik... çok güzel geçmişti cumartesi akşamı. Harbiden çok eğlendim.
Pazar sabahı Kızılay'a indik. Her taraf bomboştu. Oldum olası Ankara'nın haftasonu sabahlarını sevmişimdir... Ve öğlen 1 otobüsüne binerek geri döndüm. Hızlı fakat çok zevkli geçmişti 36 saatim. Fakat herşeye rağmen ayrılmak hüzünlendiriyor insanı. Bütüm yol boyunca eski günleri anımsamadan yapamadım...

Gösterim: 1835
